Son Yazılar

19 Şubat 2026 Perşembe

At Fotoğrafçılığı: At Fotoğrafları Nasıl Çekilir


Yüzyıllar boyunca atlar, mağara duvarlarına resmedilmiş; kalelerin salonlarını süsleyen tablolara ve duvar halılarına işlenmiş, hatta devasa dağ yamaçlarına kazınmıştır. Onlar gücün ve güzelliğin simgesi olarak, dünyanın her yerinde insanlarla bağ kurmuş ve hayranlık uyandırmış canlılardır.

İşte bu büyüleyici hayvanları fotoğraflarken, kendi sanat eserinizi ortaya çıkarmanıza yardımcı olacak ipuçları:

1. Önce Güvenlik: Hem Sizin Hem de Dostunuz İçin

Biliyorum, "iş sağlığı ve güvenliği" gibi ciddi bir konuyla bir yazıya başlamak kulağa biraz sıkıcı gelebilir. Ancak işin aslı şu ki; kendinizi ve atı korumak, her zaman ilk önceliğiniz olmalıdır.

At fotoğraflamak, sadece bir çitten atlayıp deklanşöre basmaktan ibaret değildir. Ne kadar güzel olurlarsa olsunlar, atlar bazen tahmin edilemez davranabilirler. Ön tarafta kocaman dişleri, arka tarafta ise iki sert "füze" (yani toynakları) olduğunu unutmamak gerekir. Bir ağıla veya ahıra girmeden önce, elinizde kamera olmadan atların yanında vakit geçirip biraz tecrübe kazandığınızdan emin olun.

Atların duyguları hissetme yetenekleri çok güçlüdür; eğer siz korkarsanız, muhtemelen at da korkacaktır. Atın sahipleriyle konuşun, hayvanın huyu hakkında sorular sorun ve doğasına dair bilmeniz gereken her şeyi öğrenin. Ardından, birbirinizin yanında rahat hissedene kadar atla biraz vakit geçirin.

Atlarla geçen 15 yılın ardından, hala ruh hallerine karşı çok tetikteyim; dişlerinin veya bacaklarının vücuduma ne kadar yakın olduğuna, bir sürüyle veya bir aygırla beraberken güvenliğin ne kadar hayati olduğuna pür dikkat kesilirim. Genç atlar ısırabilir, kısraklar üzerinize doğru hamle yapabilir ve taylar inanılmaz derecede güçlü bir tekme savurabilir; bu yüzden her zaman dikkatli olun!

Son olarak, eğer bir at gösterisinde çekim yapıyorsanız, kuyruğuna küçük kırmızı bir kurdele bağlanmış herhangi bir hayvana geniş bir pay bırakın. Eğer o "sevimli" canlı, siz arka tarafına yakın bir yerden geçerken kulaklarını arkaya yatırıp dişlerini gösteriyorsa, boş verin gitsin. Muhtemelen hiçbir zaman dost olmayacaksınız.

2. Araçlarınız Kadar İyisiniz (Ya da Değilsiniz)

Fotoğrafçılıkta en önemli araç kameranız değil, sahip olduğunuz bilgidir. Ben ağırlıklı olarak at portreleri üzerine uzmanlaşmış bir sanat fotoğrafçısıyım ve yıllar içinde, bütçemin el verdiği en iyi sanatı ortaya koymamı sağlayacak profesyonel ekipmanlara kadar yükseldim.

Ancak muhtemelen birçoğunuz gibi, ben de işe en alt seviye, mütevazı bir dijital kamera ve plastik bir portre lensiyle başladım. Ve biliyor musunuz? O ekipmanla bile hala "sihir" yaratabiliyordum.

Evet, doğru ekipman nihai sonucu iyileştirebilir; ancak bir fotoğrafın temel taşları olan ışık, renk, kompozisyon, "o an" ve konunun özünü anlamıyorsanız, iyi kareler yakalamakta zorlanırsınız. Eğer yolun başındaysanız, elinizdeki cihazın ne olduğundan ziyade, kaliteli bir görüntüyü oluşturan bu temel unsurları öğrenmeye odaklanın.

Yine de benim neler kullandığımı ve neler önerdiğimi merak ediyorsanız; bugünlerde portre ve sanat çalışmalarım için yüksek çözünürlüklü gövdeler tercih ediyorum. Bu yüksek pikselli kameralar, danışanlarım için çok daha büyük boyutlu baskılar alabilmeme imkan tanıyor.

Benim asıl "yük beygirim" (kelime oyununu mazur görün) ise genellikle 70-200mm f/2.8 değerindeki lenstir. Birkaç önemli sebepten ötürü bu lens makinemden neredeyse hiç çıkmaz: Optik kalitesi muazzamdır, jilet gibi keskin sonuçlar verir, hızlıdır ve geniş açılı lenslerin aksine perspektif bozulmasına (distorsiyon) yol açmaz.

Daha da önemlisi, uzun odak mesafesi size farklı sahneleri yakalama özgürlüğü sunar. Spor çekimleri için yakınlaşabilir veya bir portre için atın biraz uzağında durarak çok daha estetik bir açı ve perspektif elde edebilirsiniz.

Son olarak; siyah arka planlı at portreleri üzerinde çalışırken, bazen 85mm sabit lensimi çıkarırım. İçindeki kaliteli cam yoğunluğu nedeniyle oldukça ağır bir lenstir, bu yüzden genellikle bir monopod (tek ayaklı destek) ile kullanmayı tercih ederim.

Kısacası, at fotoğrafçılığı için tavsiyem mümkünse uzun odaklı bir lens kullanmanızdır; 85mm ve üzeri her seçenek işinizi görecektir.

3. Doğru Işığı Yakalamak

Tüm fotoğrafçılık dallarında olduğu gibi, "altın saatler" (gün doğumu ve gün batımı) çekim için harika zamanlardır. Atlar söz konusu olduğunda ise bu saatler daha da kıymetlidir; çünkü yaşça büyük atlar günün bu vaktinde sakinleşme eğilimindedir, bu da size huzur dolu kareler yakalama şansı verir. Öte yandan taylar, havanın serinlediği bu saatleri oyun oynamak için kullanırlar; onların canlılığını büyüleyici bir ışık altında fotoğraflamak için pek çok fırsat doğar.

Günün bu vaktindeki sıcak ışık, fotoğrafa yumuşak bir hava katar; sert parlamalar oluşmaz, çimenlerden atın parlak tüylerine kadar her renk daha doygun ve zengin görünür.

Bu saatlerdeki tavsiyem, atın yanında geçirdiğiniz o sessiz anın tadını çıkarmanızdır. Çoğu zaman bir saat boyunca öylece oturup atları gözlemlerim ve birbirleriyle olan etkileşimlerini fotoğraflarım. Atları sadece "at" olarak gösteren, birbirleriyle olan bağlarını yansıtan bu tür doğal kareler benim favorimdir.

Bu vakti aynı zamanda denemeler yapmak için kullanın. Örneğin, fotoğrafınızda pozlamayı biraz düşürerek (underexpose) yele ve kuyruktaki ışık parıltılarını vurgulayabilir veya atı arkanıza alıp ters ışıkta silüet kareler yakalayabilirsiniz.

Genel kural olarak ışığı arkanıza almalı ve konuyu eşit şekilde aydınlatmalısınız. Ancak kurallar bazen çiğnenmek içindir; arkadan gelen ışıkla (backlit) çekilen fotoğraflar inanılmaz derecede estetik olabilir.

Siyah-beyaz portreler için genellikle altın saatten biraz daha önce çekim yapmayı tercih ederim; çünkü siyah ve beyaz tonlarda daha fazla kontrast ararım. Bu durum özellikle manzara ve çevre portrelerinde önemlidir; çünkü gölge ve aydınlık alanlardaki detay yelpazesini geniş bir aralıkta yakalamak isterim. Siyah-beyaz çalışırken, koyu gölgelerden kaçınmak için ışığın doğrudan ata vuracağı şekilde konumlanmaya çalışırım. Bazen de tam tersine, ışık ve gölge oyunlarıyla büyüleyici bir kontrast yaratırım.

Unutmayın, sanat denemekle ilgilidir. Bol bol çekim yapın, fotoğraflarınızı inceleyin ve hangi tarzdan hoşlandığınızı görmek için kendinize zaman tanıyın.

4. Hareket ve Açılar

At fotoğrafçılığında odaklanmanız gereken iki temel alan vardır. Spor çekimlerinde, atın hareket döngüsündeki en doğru anı yakalamanız gerekir ki hayvan en estetik haliyle görünsün.

İnsanlar genellikle atın atletizmini, gücünü ve en formda olduğu anı temsil eden kareler ararlar. Bir fotoğrafçı olarak bu pozları öğrenmek ve hareket halindeyken onları yakalamak sizin sorumluluğunuzdadır.

Örneğin engel atlamada, biniciler genellikle atın engelin en yüksek noktasında olduğu, dizlerini karnına çektiği ve arka bacaklarını yerden kestiği o anı severler. Geniş bir engel üzerinden atlanırken, atı havada süzülürken ve dört ayağını da altına toplamış halde yakalamak mükemmel bir sonuç verir.

Söz konusu dresaj (at terbiyesi), polo veya diğer özel disiplinler olduğunda işler tamamen değişir. Eğer atlı spor fotoğrafçılığı dünyasına gerçekten girmek istiyorsanız, en iyi çekim anlarını öğrenmek için diğer fotoğrafçıların karelerini incelemeli veya size işin inceliklerini öğretebilecek deneyimli bir spor fotoğrafçılığı işletmesinde tecrübe edinmelisiniz.

Portre çekimlerinde ise genellikle biraz daha fazla yaratıcı özgürlüğe sahip olursunuz. Merada çekim yaparken, hem at hem de ışık için en iyi açıyı yakalamak adına genellikle atın çevresinde tur atarım. Bu yetenek zamanla ve pratikle gelişir ancak dikkat edebileceğiniz birkaç temel nokta vardır: Atın o uzun ve güçlü boynunu göstermek istersiniz; bu noktada yan profiller genellikle çok iyi sonuç verir.

Mümkünse başın "çeyrek dönüş" yaptığı bir açıyı yakalamaya çalışın; çünkü tam karşıdan çekilen fotoğraflar nadiren bir atın hakkını verir. Bir karede, hayvanın sadece iki tüylü kulağını, iri gözlerini ve yüzünün düz kısmını değil; o etkileyici hatlarını ve kıvrımlarını görmek istersiniz.

Son olarak, sürekli çekim (seri çekim) modunu kullanmaktan kaçınmanızı öneririm. Hareketin tam o doğru anını tek bir karede yakalayabilmek için kendinizi eğitin. Deneyimlerime dayanarak şunu söyleyebilirim ki; sürekli çekim moduna alıp "rastgele ateş eden" bir fotoğrafçıyla çalışmak dikkat dağıtıcı ve can sıkıcı olabilir. Tekniği öğrenmek için zaman ayırmak her zaman çok daha iyi bir seçenektir.

5. Küçük Hileler ve İkramlar

Bir at, her zaman "canlı" göründüğünde daha iyi çıkar. Bu, kulakların öne doğru dikilmesi, gözlerin parlaması ve atın tetikte, hayat dolu görünmesi demektir! Bunu başarmak için kullandığım birkaç yöntem var:

İlk olarak, telefonunuza at sesleri indirin veya internetten kişneme sesleri bulun. Bu sesleri, atın dikkatini çekmek ve "diğer atın" nerede olduğunu araması için kullanabilirsiniz. Ahır çekimlerinde bazen atın ilgisini çekmek için ayna kullanırım. Özellikle aygırların aynada kendilerine bakmaktan hoşlandıklarını göreceksiniz; gördükleri yansımayı başka bir at sandıklarında bir anda canlanırlar.

Ayrıca arkamda birinin bir kova yemi sallamasını sağlarım, hatta bazen hedeflediğim ifadeyi alabilmek için arkama başka bir atın getirilmesini isterim. Son olarak unutmayın ki atlar hayvandır ve onlardan fotoğrafçılık adına ne istediğimizi anlamazlar. O ruhu ortaya çıkarmak, onları teşvik etmek ve onlara nazik davranmak tamamen sizin, yani fotoğrafçının sorumluluğundadır.

Çekim bittiğinde, eğer sahibi izin verirse onlara küçük bir ödül maması verin. Pozitif pekiştirmeyi ve ödüllendirilmeyi hak ediyorlar. Ya da belki de sadece ben atları şımartmayı seviyorumdur!

6. İnce Detaylar

Atlar büyük canlılardır ancak harika fotoğraf fırsatları sunan çok zarif detaylara sahiptirler. Uzun kirpikleri, kadifemsi burunları ve rüzgarda uçuşarak muazzam bir hareket yaratan yeleleri bunlardan sadece birkaçıdır.

Hatta yüzlerindeki tüyler bile ışığı yakaladığında harika görünür. Bu tür detayları yakalamaya çalışın; bunlar, çektiğiniz ana "kahraman" fotoğrafların yanına eklemek için harika parçalardır.

7. Alçaktan Çekim Yapın!

Portre çekerken genellikle düşük bir açıdan ve atın kafasının kareyi doldurduğu bir mesafeden çekim yapmayı tercih ederim. Bu, at için çok daha estetik bir perspektif oluşturur ve arka plandaki dikkat dağıtıcı unsurları elemeye yardımcı olur. Aynı yöntemi boydan veya gövde çekimlerinde de uygularım.

Spor çekimlerinde ise çoğunlukla ayakta durur pozisyonda çekim yaparım ancak zaman zaman ilginç perspektifler yakalamak için yine alçalırım. Daha önce de belirttiğim gibi; kamera açılarınızla oynayın ve farklı bakış açılarını harmanlayın. Bazen hiç beklemediğiniz anlarda küçük bir sihir yaratabilirsiniz.

Dürüst olmak gerekirse, at fotoğrafçılığı üzerine bir 10 bin kelime daha yazabilirim ve yine de paylaşmak istediğim her şeyi anlatmış sayılmam. Ancak umarım paylaştıklarım, atları fotoğraflarken size biraz daha güven verir. Keyifli çekimler!

© australianphotography

Yorum Gönder

Makalemizle ilgili düşüncelerinizi yorum olarak paylaşabilirsiniz. Yorum yapmak için kayıt olmanız gerekmemektedir.

 
Copyright © 2010 - 2021 Profesyonel Fotoğrafçılık . Tasarım: OddThemes - Yayımcı: Gooyaabi Templates - Kullanım Koşulları
DMCA.com Protection Status