Son Yazılar

23 Şubat 2026 Pazartesi

2025 Yılında Yeni Başlayanlar İçin 25 Fotoğrafçılık İpucu


Aklıma faydalı bir fotoğrafçılık ipucu geldiğinde, onu her zaman daha sonra kullanmak üzere not alırım. Çoğu unutulabilir olsa da, bazıları o kadar faydalıdır ki, mümkün olduğunca çok fotoğrafçıya anlatmaya çalışırım. Bu makale, en iyi 25 ipucunu içermektedir. Bu kısa ve öz fotoğrafçılık ipuçları, başlangıç ​​seviyesindeki kamera tekniğinden yaratıcılığa ve kompozisyona kadar her şeyi kapsayan, anlaşılması kolay ipuçlarıdır. Fotoğrafçılığı öğreniyorsanız, bunlar özellikle yol boyunca size yardımcı olacaktır.

1. Kompozisyonunuzla Çalışın

İlgi çekici fotoğraflar çekmek için, yaptığınız işe odaklanmanız gerekir. Otomatik pilotta uçup gitmeyin. Bunun yerine, kompozisyonunuza kafa yorun ve fotoğraflarınızı olabildiğince iyi hale getirmeye çalışın.

Bu, iyi fotoğraflar nasıl kompoze edilir sorusunun temellerini bilmekle başlar. Çevçevenizin kenarıyla öznenizin önemli kısımlarını kesmeyin. Ufuk çizginizi düz tutun ve kompozisyonunuzu ayarlayarak fotoğrafınızdaki dikkat dağıtıcı unsurları ortadan kaldırmaya çalışın. Fotoğrafınızda bir denge ve sadelik hissi olup olmadığına bakın.

Fotoğraf ilk denemede iyi görünmüyorsa, doğru sonucu elde edene kadar denemeye devam edin. Bir şey iyi göründüğünde deklanşöre basıp durmak çok kolaydır; ancak birkaç alternatif kompozisyonu değerlendirirseniz, büyük ihtimalle onlardan biri ilkinden daha iyi olacaktır

2. Zaten Sahip Olduğunuz Kamerayı Kullanın

Kamera ekipmanı o kadar da önemli değildir.

Bugün piyasada sayısız kamera, lens ve diğer aksesuar bulunmaktadır. Bazıları gerçekten diğerlerinden daha iyidir (ya da belirli bir iş için daha uygundur). Ancak yeterince fazla ekipmanı test ettiğinizde asıl çıkarım şudur: Günümüzde neredeyse her şey mükemmel düzeydedir. Aralarındaki farklar ise, özellikle aynı fiyat aralığında, neredeyse her zaman küçüktür.

Bu yüzden zaten sahip olduğunuz kamerayı kullanın ve arkanıza bakmayın. Neredeyse her açıdan, günümüzün giriş seviyesi aynasız kameraları, en üst düzey filmli SLR’lerden hatta on yıl önceki DSLR’lardan bile daha iyidir. Yine de o film fotoğrafçıları, bugün hâlâ harika görünen güzel ve ikonik fotoğraflar çekmeyi başarmışlardır.

Çok daha önemli olan şey ise yaratıcı becerileriniz ve kamera ayarları konusundaki bilginizdir. Çabanızı ekipman toplamaya değil, bunlara odaklayın.

3. Hangi Ayarların Önemli Olduğunu Öğrenin

Bir kamerada çok sayıda ayar vardır ve özellikle yeni başlayanlar için bunları doğru şekilde kullanmak biraz pratik gerektirir. İleri düzey fotoğrafçılar bile her zaman her şeyi kusursuz yapamaz. Ancak kameranızı nasıl doğru ayarlayacağınızı ve hangi ayarların en önemli olduğunu öğrenmeye değer; böylece istediğiniz fotoğrafları çekme şansınız artar.

Öncelikle, tam otomatik mod dışında kalan modlarla pratik yapmayı deneyin. Kamera sizin yerinize tüm kararları veriyorsa hiçbir şey öğrenemezsiniz. Başta kafa karıştırıcı olabilir; ancak diyafram, enstantane ve ISO hakkındaki yazılarımız size iyi bir başlangıç sağlayacaktır. Fotoğrafçılıktaki en önemli üç ayar bunlardır.

Diyafram, enstantane ve ISO’nun yanı sıra, farklı otomatik netleme modlarıyla pratik yaparak doğru şekilde netleme yapmayı öğrenin. Sabit konular için büyük ihtimalle tekli servo otomatik netlemeyi (One-Shot AF olarak da bilinir), hareketli konular için ise sürekli servo otomatik netlemeyi (AI Servo olarak da bilinir) tercih edeceksiniz. Otomatik netleme çalışmayacak kadar karanlık olmadıkça manuel netleme kullanmayın.

Son olarak, fotoğraflarınızı düzenlemek istiyorsanız ya da gelecekte düzenleme ihtimali olduğunu düşünüyorsanız Raw formatında çekim yapın. JPEG dosyalar makineden çıktığı hâliyle iyi görünür; ancak bu dosyalar sonradan düzenleme için çok daha az esneklik sunar.

4. Parlak Alanları Fazla Pozlamayın

Kamera ayarlarınızı seçerken, bir fotoğraftaki parlak alanları fazla pozlamamaya dikkat etmek kritik öneme sahiptir. Neden mi? Çünkü bir fotoğrafın tamamen beyaza dönmüş bölgelerinden herhangi bir detayı geri getirmek imkânsızdır. Şahsen ben, fotoğraflarımda gökyüzünün büyük ve detaysız bir beyaz leke yerine güzel bir dokuya ve renge sahip olmasını tercih ederim; muhtemelen siz de öylesinizdir.

Parlak alanları korumak aslında oldukça kolaydır. Ancak işte burada enstantane, diyafram ve ISO büyük önem taşır. (Elbette flaş ayarlarını hariç tutarsak) bir fotoğrafın parlaklığını doğrudan etkileyen tek kamera ayarları bunlardır. Poz telafisi de önemli bir ayardır; fakat o da aslında kameranıza bu üç değişkenden birini ya da birkaçını değiştirmesini söyler.

Fotoğraf çekerken, herhangi bir fazla pozlama olup olmadığını görmek için kamera ekranını kontrol edin. Eğer varsa, ilk yapmanız gereken şey ISO’yu temel değerine düşürmektir (genellikle ISO 100). Zaten o değerdeyse, daha hızlı bir enstantane kullanın. Bu genellikle sorunu çözecektir. Diyafram için ise aşırı bir değerde (f/32, f/45 gibi) ayarlı olmadığından emin olun; o zaman sorun yaşamazsınız.

Kameranız aynasız ise ve histogram ya da zebra uyarıları varsa, bunları etkinleştirin. Bu araçlar pozlamanızı kontrol etmenizi ve doğru pozlanmış bir fotoğraf elde etmenizi kolaylaştırır.

5. Işığa Dikkat Edin

Muhtemelen fotoğrafçılığın en önemli unsuru ışıktır. Eğer iyi bir ışıkta fotoğraf çektiyseniz, iyi bir kare elde etme yolunda büyük bir adım atmışsınız demektir. Peki iyi ışık nedir? Bu sadece gün batımı demek değildir.

Çoğu zaman amaç, ışığın şiddetini özne ile arka plan arasında dengede tutmaktır. Muhteşem bir gün batımını fotoğraflasanız bile, tamamen karanlık ve silüet hâline gelmiş bir ön plan fotoğrafı mahvedebilir.

Bunu çözmenin en kolay yolu, ışığın yönüne ve yumuşaklığına dikkat etmektir. Işık çok sertse, özellikle portre fotoğrafçılığında sorun olan, öznenizin üzerinde kötü gölgeler oluşabilir. Işık hoş olmayan bir açıdan geliyorsa, ışık kaynağını (stüdyoda) hareket ettirmeyi ya da özneyi (açık havada) yer değiştirmeyi deneyin — ya da ışığın daha iyi olmasını bekleyin (manzara fotoğrafçılığında).

Ayrıca elde çekim yapıyorsanız, yeterli ışık olduğundan emin olun. Yoksa flaş kullanın ya da daha aydınlık bir yere geçin. Soluk ve renkleri bozulmuş fotoğraflar elde etmenin en kolay yolu, yetersiz ışıklı ortamlarda çekim yapmaktır.

6. Acele Etmeyin

Dikkatli olmazsanız fotoğrafçılıkta hata yapmak çok kolaydır. Bunun en iyi çözümü, mümkün olduğunca yavaşlamak ve zaman ayırmaktır; özellikle de fotoğrafçılığı yeni öğrenmeye başlıyorsanız.

Öncelikle, kamera ayarlarınızı iki kez kontrol edin. Güneşli bir günde dış mekânda portre çekiyorsanız ama hâlâ dün gece Samanyolu’nu çekerken kullandığınız ayarları kullanıyorsanız, ortada ciddi bir sorun var demektir. Yavaşlayın ve doğru ayarları yapmak için zaman ayırın.

Aynı yaklaşımı diğer önemli kararlar için de sürdürün. Kompozisyonunuz olabilecek en iyi hâlinde mi? Otomatik netlemeyi doğru noktaya yaptınız mı? Işık koşullarını iyileştirmek için yapabileceğiniz her şeyi yaptınız mı?

Ayrıca sahada fotoğrafları gözden geçirmekten kaçınmanız gerektiğini söyleyenlere kulak asmayın. Elbette önünüzde olağanüstü bir an yaşanıyorsa fotoğrafları incelemek iyi bir fikir değildir; ancak çekimler arasında neredeyse her zaman kısa boşluklar olur. Bir görüntüdeki sorunları bilgisayar başına döndüğünüzde değil, sahadayken tespit edin.

7. Hareket Edin

Fotoğraf çekerken tek bir noktada sabit kalmak çok kolaydır. Bu tuzağa düşmeyin. Bunun yerine, mümkün olduğunca hareket edin (ya da tripodunuzu hareket ettirin). Bir yerlere çıkın, kameranızın yüksekliğini değiştirin, ileri geri yürüyün, ne gerekiyorsa yapın — ama hareket etmeye devam edin.

Aynı yükseklikten, aynı yöne bakarak, ayaklarınızı ya da tripodunuzu hiç oynatmadan bir düzine fotoğraf çekerseniz ne olur? Çok farklı olmazlar. Tüm portföyünüz aynı yükseklikten ve hiç deneme yapmadan çekilmişse, pek çok iyi kareyi kaçırıyorsunuz demektir.

Fotoğrafınızdaki nesnelerin göreli boyutlarını ve konumlarını değiştirmenin tek yolu hareket etmektir. Özneniz çok büyük, arka plandaki manzara çok küçük mü görünüyor? Biraz geri çekilin ve yakınlaşın. Dikkat dağıtan bir kaya mı var? Kompozisyonunuzdan çıkana ya da rahatsız etmeyecek kadar küçülene kadar yerinizi değiştirin.

Yaban hayatı fotoğrafçılığında ise çekim açısına ve yüksekliğine özellikle dikkat edin. Hayvanlar genellikle göz hizasında çekildiğinde daha iyi görünür; ayrıca bu, arka planın daha uzakta kalmasını sağlar ve öznenin daha belirgin şekilde ayrışmasına yardımcı olur.

8. Ne Zaman Tripod Kullanacağını Bil

Tripodlar, fotoğrafçılıktaki en büyük icatlardan biridir. En zor problemlerden birini — ışık yetersizliğini — neredeyse tamamen ortadan kaldırırlar. Tripod ile dakikalar süren pozlamalar yapabilir ve insan gözünün göremediği kadar karanlık detayları yakalayabilirsiniz. Daha aydınlık bir sahnede bile tripodlar kompozisyonunuzun dengesini artırır ve daha net fotoğraflar çekmenize yardımcı olur.

Peki, ne zaman tripod kullanmalısınız? Konunuz sabitse, neredeyse her zaman. Bu da demektir ki manzara fotoğrafçıları, mimari fotoğrafçılar ve still life (natürmort) fotoğrafçıları tripod kullanmamak için gerçekten iyi bir mazerete sahip olmalıdır.

Makro fotoğrafçılık da tripodun vazgeçilmez olduğu bir başka alandır. Yüksek büyütmelerde, günümüz kameralarındaki gelişmiş gövde içi görüntü sabitleme sistemi (IBIS) bile, gerçekten mükemmel makro çalışmalar için gereken düşük ışık ve uzun enstantane sürelerini telafi edemez. Flaş kullansanız bile netlik düzlemini doğru ayarlamak çok zordur. Tek çözüm tripod kullanmaktır.

Etkinlik ve aksiyon fotoğrafçılığı ise biraz farklıdır; çünkü tripodun sizi yavaşlatabileceği doğrudur. Seyahat fotoğrafçılığı için de aynı durum geçerlidir; yanınızda tripod taşımak isteyebilirsiniz ama zahmete değmeyebilir.

Bu anlaşılabilir bir durum, ancak tripodunuzu evde bıraktığınız her seferde bazı fırsatları kaçırdığunuzu bilin. Bana giriş seviyesi bir DSLR ve tripod ile, piyasadaki en iyi kamera/objektif kombinasyonundan tripod olmadan birini seçme hakkı verilseydi, her seferinde tripodlu seti seçerdim.

9. Kompozisyonunuzun Kenarlarına Dikkat Edin

Bir fotoğrafı çerçevelerken, çerçevenin kenarlarına özellikle dikkat etmek faydalıdır. Basitçe söylemek gerekirse, kenarlar fotoğrafınızın “hissi” üzerinde abartılı bir etkiye sahiptir.

Öncelikle, konunuzun yeterli “nefes alanı” olduğundan emin olun; yani fotoğrafın kenarına sıkışmış görünmemelidir. Çok güçlü bir nedeniniz yoksa, bir dağın zirvesi gibi önemli bir unsuru kesinlikle kesmeyin.

Aynı şekilde, fotoğrafınızdaki dikkat dağıtıcı unsurlar kenara yakın olduklarında daha fazla göze çarparlar; çünkü izleyicinin dikkatini ana konudan daha da uzağa çekerler. Sadece ana konuyu düşünüp çerçevenin geri kalanına dikkat etmezseniz, dağınık ve özensiz bir kompozisyonla sonuçlanabilirsiniz.

10. Ne Zaman Flaş Kullanacağını Bil

Flaşlar sadece karanlık ortamlar için değildir.

Beni yanlış anlamayın — ekstra ışığa ihtiyacınız olduğunda harikadırlar. Harici bir flaş edinin, tavana doğru yönlendirin ve nispeten uzun bir odak uzaklığı (50mm veya daha uzun) kullanın. Tanıdığınız herkes etkinlik fotoğraflarınızın kalitesine hayran kalacaktır. Ne yaptığınızı tam olarak bilmeden bile iyi sonuçlar almanın en kolay yollarından biridir.

Ancak flaşlar dış mekânda da kullanışlıdır, hem de günün ortasında bile. “Dolgu flaşı” (fill flash) terimini daha önce duyduysanız, işte bu yüzden önemlidir. Hafif bir flaş kullanarak konunuz üzerindeki çirkin gölgeleri doldurabilirsiniz — ve fotoğrafa bakan çoğu kişi bunun farkına bile varmaz.

Biraz tuhaf gelebilir ama insanlara, kameralarının dahili flaşının karanlıkta değil, parlak ve güneşli bir günde daha kullanışlı olduğunu söylemeyi severim. Bu tavsiye burada da aynı derecede geçerlidir.

11. Kamera Objektifinizi Temizleyin

Kamera objektifinin ön elemanı kirli, tozlu ve parmak izleriyle kaplı şekilde dolaşan çok fazla insan gördüm. Bu, %100 bulanık fotoğraf elde etmenin en kolay yoludur.

Elbette biraz toz zarar vermez; hatta görüntüde bile fark edilmez. Her objektifin içinde, objektifi sökmeden temizlenmesi imkânsız olan küçük toz parçacıkları bulunur — ve bunların fotoğrafa hiçbir etkisi yoktur.

Benim bahsettiğim şey, uzun zamandır hiç temizlenmemiş; üzerinde kir tabakası ve eski parmak izleri bulunan objektiflerdir. Kendinize bir iyilik yapın ve bir mikrofiber bez ile objektif temizleme solüsyonu edinin. Seyahatlerde yanınıza alın ve en az haftada bir kez kullanın. Daha fazla bilgi için SLR Kamera Lenslerinin Temizliği Nasıl Yapılır adlı yazımıza bir göz atabilirsiniz.

12. Ucuz Filtre Kullanmayın

%100 bulanık fotoğraf elde etmenin ikinci en kolay yolu, objektifinizin önüne ucuz bir filtre takmaktır.

Ben fotoğrafçılığa ilk başladığımda, dedem bana filmli kamerasından kalma eski, şeffaf bir filtre vermişti. Objektifime tam uyuyordu; buna o kadar şaşırmıştım ki camın günümüz standartlarına uygun olup olmadığını hiç düşünmeden sürekli objektifimin üzerinde tuttum. Meğer uygun değilmiş. Tüm fotoğraflarımın köşeleri bulanıktı ve fotoğraftaki hafif parlak her alan (örneğin gökyüzü ya da gece bir lamba) kötü bir parlamaya (flare) dönüşüyordu.

13. Temel Post-Processing Öğrenin

Post-processing (son işleme), çoğu fotoğrafçının öncelik listesinde üst sıralarda değildir; oysa kesinlikle olmalıdır. Post-processing kötü bir fotoğrafı düzeltemez, ancak iyi bir fotoğrafı gerçekten olağanüstü bir şeye dönüştürebilir.

Düzenleme yaparken abartıya kaçmak çok kolaydır; bu yüzden en önemli nokta, yaptığınız düzenlemelerin kalıcı olmamasını sağlamaktır (yani “yıkıcı düzenleme” yapmamak). Orijinal dosyalarınızı korumak için “Farklı Kaydet” komutunu kullanın ya da daha iyisi, düzenlemeleri görüntünün içine işlemeden ayrı bir dosyada saklayan yazılımlarla çalışın. Örneğin Adobe Lightroom veya Capture One Pro bu konuda oldukça uygundur.

Post-processing, bir fotoğrafa ruh katmak ve izleyicinin gözünü kare içinde yönlendirmekle ilgilidir. Zamanla bu konuda daha da gelişirsiniz. En önemli tavsiyem mi? İnce davranın. Fotoğraflarınızın aşırı işlenmiş görünmesini istemezsiniz.

14. Fotoğraflarınızı Yedekleyin

Tanıdığım neredeyse her fotoğrafçı hayatında en az bir kez önemli fotoğraflarını kaybetmiştir. Bunun sizin başınıza gelmesine izin vermeyin.

Öncelikle, her bir fotoğrafınızın mutlaka bir yedeğini tutun. Fotoğraflarınız asla tek bir sabit diskte saklanmamalıdır; çünkü eninde sonunda o disk bozulacaktır. Mesele “bozulur mu?” değil, “ne zaman bozulur?” sorusudur.

İdeal olarak, herhangi bir zamanda tüm fotoğraflarınızın en az üç kopyası olmalıdır. Bu kopyalar en az iki farklı depolama türünde bulunmalıdır; örneğin bir dahili sabit disk ve çıkarılabilir bir depolama birimi gibi. Ayrıca yedeklerden en az biri farklı bir fiziksel konumda saklanmalıdır. Bu yöntem 3-2-1 kuralı olarak bilinir ve fotoğraflarınızı kaybetmemek için en iyi yoldur.

Kişisel olarak, fotoğraflarım benim en değerli varlıklarımdır ve onları hiçbir koşulda kaybetmek istemem. Sabit diskim çevrim içi olarak gerçek zamanlı yedekleniyor ve ayrıca tam yedeklerin bulunduğu birden fazla harici sabit diskim de var. Bu belki biraz abartılı gelebilir, ama zaten amaç da budur.

15. Düzenli Olun

Düzenli ya da dağınık bir insan olmanız fark etmez; fotoğraflarınıza kolayca ulaşabilmeniz son derece önemlidir. Bu sadece iş akışınızı hızlandırmakla ilgili değildir; sabit diskinizi nasıl düzenlediğinizi hatırlamazsanız, içinde önemli görüntüler bulunan bir klasörü farkında olmadan silebilirsiniz.

Benim yöntemim basit: Her şehir için yeni bir fotoğraf klasörü oluşturuyorum, ardından o şehri yıllara ve aylara bölüyorum (alfabetik sıralama için “01 Ocak”, “02 Şubat” şeklinde etiketliyorum). Daha sonra son işleme yazılımımda fotoğrafları ayrı koleksiyonlar hâlinde sıralayıp düzenliyorum. Bu sayede belirli bir konumdan ya da belirli bir proje için çekilmiş görüntüleri kolayca bulabiliyorum.

Bir diğer çok faydalı yöntem ise etiketleme (tagging) sistemidir. Çoğu son işleme programında fotoğraflarınızı; örneğin fotoğraftaki kişilerin isimleri ya da (yaban hayatı fotoğrafçısıysanız) hayvan türü gibi birçok etiketle işaretleyebilirsiniz. On binlerce fotoğraf çektikten sonra bile aradığınızı bulmayı çok daha kolay hâle getirir.

Elbette farklı yöntemler de vardır. Bazı fotoğrafçılar fotoğraflarını yıllara göre düzenleyip, her yılı aylar yerine belirli etkinliklere göre ayırmayı tercih eder. Kesin yöntem önemli değildir; kendinizi rahat hissettiğiniz sistemi kullanın. Ancak iyi alışkanlıkları erken edinmeye dikkat edin; aksi takdirde ileride birçok sorunla karşılaşabilirsiniz.

16. Yeni Bir Şey Deneyin

Fotoğrafçılıkta ne kadar çok deneme yaparsanız, o kadar ilgi çekici hâle gelir. Benzer fotoğrafları tekrar tekrar çekerek bir rutine girmek kolaydır ve bunda yanlış bir şey yoktur; ancak mümkün olduğunca sık yeni bir şey denemek de önemlidir.

Makro fotoğrafçılığı deneyin ya da yeni ışık tekniklerini test edin. Farklı bir son işleme tarzına yönelin. Anlık bir kararla daha önce hiç fotoğraflamadığınız bir yere gidin. Fotoğrafçılıkta yeni şeyler denemenin sayısız yolu vardır ve bunu yaptığınıza asla pişman olmazsınız.

Çoğu zaman ya yeni bir teknik ya da kişisel bir tercih keşfedersiniz; bunları da düzenli olarak yaptığınız fotoğraf çalışmalarınıza taşıyarak daha iyi sonuçlar elde edebilirsiniz.

17. Önünüzdeki Sahneyle Çalışın

Yakın zamanda yaptığım bir yolculukta, birkaç sabah üst üste erken kalkıp aynı konuyu fotoğrafladım — su birikintisine yansıyan güzel bir manzara. Sahnede sadece birkaç bulut olsaydı, her şey mükemmel olacaktı!

Ne yazık ki gün doğumlarında günler boyunca tek bir bulut bile yoktu. Hafta ilerledikçe ve hava durumu tahmini yine bulutsuz sabahlar gösterdikçe hayal kırıklığım arttı. Biraz zaman aldı ama sonunda sorunun manzara olmadığını fark ettim. Sorun bendim.

Bu manzaraya, nasıl görünmesi gerektiğine dair önceden oluşmuş bir fikirle gidiyordum ve beklentilerimi karşılamadığında hayal kırıklığına uğruyordum. Oysa sahneyle birlikte çalışmalı ve onun güçlü yönlerini kucaklamalıydım.

Bunu fark ettikten sonra, bu yolculuk sırasında çektiğim fotoğrafların kalitesi belirgin biçimde arttı. Gökyüzü hiçbir zaman bulutlarla dolmadı ama en azından hafıza kartım daha iyi fotoğraflarla dolmaya başladı (iyi görünmek için dramatik bir gökyüzüne ihtiyaç duymayan fotoğraflarla).

18. Diğer Fotoğrafçılarla Tanışın

Diğer fotoğrafçılarla tanışmak; ilham almak ya da tavsiye edinmek açısından öğrenmeye ve gelişmeye devam etmenin en iyi yollarından biridir.

İnsanların ipuçlarını ve tekniklerini başka fotoğrafçılarla paylaşmaktan ne kadar keyif aldıklarına şaşırabilirsiniz. Nadiren gizlilik ya da küçümseme ile karşılaşırsınız; hatta büyük fotoğrafçı Ansel Adams bile kendi fotoğraf tekniklerini anlattığı birkaç kitap yazmıştır.

Fotoğrafçılıkta kendi kendine öğrenmeyi tercih eden biri olsanız bile bu durum değişmez. Çevrim içi forumlarda sorular sorun, çalışmalarını beğendiğiniz fotoğrafçılara e-posta gönderin ve değerli bulduğunuz kaynakları kaydedin. Ne olursa olsun öğrenmeyi bırakmayın. Her zaman öğrenilecek daha fazlası vardır.

19. Zayıf Yönlerinizi Giderin

Enstantane, diyafram ve ISO kavramlarını hâlâ tam olarak anlamaya çalışıyorsanız, anlamadığınız şeyleri pratik yapmak yerine tekrar Otomatik moda dönmek cazip gelebilir. Bu büyük bir hatadır!

Portre fotoğrafçılığı öğrenmeye çalışıyor, ancak flaş ışığını güzel göstermek konusunda zorlanıyorsanız, iyi bir ışık elde etmek için tüm iç mekân fotoğraflarını pencere kenarında çekmek cazip olabilir. Bu da büyük bir hatadır!

Son işleme öğrenmeye çalışıyor, fakat kullandığınız yazılım size karmaşık geliyorsa, kameradan doğrudan iyi bir sonuç almak için tüm fotoğrafları JPEG formatında çekmek isteyebilirsiniz. Ama — tahmin ettiğiniz gibi — bu da başka bir büyük hatadır!

Zayıf yönlerinizin etrafından dolaşmayın. Onları düzeltin. Fotoğraflarınızı geliştirmenin en iyi yolu, henüz anlamadığınız noktaları analiz etmek ve ardından bunları öğrenmek için gereken zamanı ayırmaktır. Bu özellikle doğal olarak öğrenecek daha çok şeyi olan başlangıç seviyesindeki fotoğrafçılar için geçerlidir; ancak uzmanlar bile bu tavsiyeyi takip etmekten fayda sağlar.

20. Eski Fotoğraflarınızı Unutmayın

Birçok fotoğrafçının fotoğrafları çekip, çekimden en iyilerini seçtikten sonra geri kalanlara nadiren ya da hiç dönmediğini fark ettim. Oysa eski ve kullanılmamış fotoğraflarınız, portföyünüzdeki en değerli karelerden bazıları olabilir.

Öncelikle, zayıf yönlerinizi düzeltmenize yardımcı olurlar. Kendinize şunu sorun: Kötü fotoğraflarım ortalama olarak neden kötü? Belki yanlış netleme yapıyorsunuz, fazla karanlık ya da fazla parlak pozluyorsunuz, kompozisyonu dengesiz kuruyorsunuz vb. Tüm bunlar çok değerli bilgilerdir; çünkü bir sonraki çekimde sorunu düzeltmenize yardımcı olur.

Bazı eski fotoğraflar, çekim sırasında düzeltilmesi zor olan aşırı gren (noise) gibi teknik sorunlara sahip olabilir. Ancak yazılımlar gelişti ve artık umutsuz gibi görünen bu karelere yeni bir hayat verebilirler.

Bunun da ötesinde, eski fotoğraflar arasında gerçekten “parlayan” bir kare bulabilirsiniz — ama ilk seferde bir şekilde fark etmemiş olabilirsiniz. Bu zaman zaman benim de başıma geliyor ve adeta altın bulmuş gibi hissettiriyor.

21. Daha Seçici Olun

Bir çekimden fotoğrafları seçip başkalarına göstereceğiniz ya da portföyünüze ekleyeceğiniz zaman, daha seçici olun! On kare göstermeyi planlıyorsanız beş gösterin. Beş göstermeyi planlıyorsanız üçe indirin.

Seçici olma süreci, fotoğraflarınızın her bir güçlü ve zayıf yönüne odaklanmanızı zorunlu kılar. Aynı zamanda çalışmanızın daha iyi görünmesini sağlar; çünkü yalnızca en iyilerin en iyisini gösterirsiniz.

Birbirine çok yakın iki iyi fotoğraf arasında karar verirken, birinin kompozisyonunun neden diğerinden daha güçlü olduğunu anlamak için uzun süre düşünmeniz gerekir. İşte bu süreç, sizi gerçekten geliştiren şeydir.

22. Çok Çekin ve Deneyin

Pratik, pratik, pratik. Sadece fotoğrafçılıkta değil, her beceride sizi ileri taşıyacak temel tavsiye budur.

Kameralar karmaşıktır. Son işleme yazılımları da öyle; hatta belki de fotoğrafçılığın yaratıcı yönü en karmaşık olanıdır.

Ne kadar çok deneme yapar ve ne kadar çok fotoğraf çekerseniz, fotoğraflarınız o kadar iyi olur. Bu sadece kalite meselesi de değildir — aynı zamanda nicelikle de ilgilidir. Sonraki gezilerinizde ve çekimlerinizde, ilk denemelerinize kıyasla genellikle daha fazla başarılı kare elde ettiğinizi fark edersiniz.

Bu, ilk fotoğraflarınızın mutlaka kötü olacağı anlamına gelmez. Ünlü fotoğrafçı Henri Cartier-Bresson’un “İlk 10.000 fotoğrafınız en kötüleridir.” sözü biraz abartılıdır. Ama itiraf etmeliyim ki içinde bir miktar gerçek payı vardır. Başlangıçta da harika fotoğraflar çekebilirsiniz; ancak bu biraz şans gerektirir ve daha fazla çekim yaptıkça sürekli gelişirsiniz.

Kısacası, fotoğrafçılığa ne kadar çok zaman ayırırsanız, zihninizdeki kareleri çekmek o kadar kolaylaşır. Tüm bu sürecin nihai amacı da budur: Aklınızdaki görüntüyü ve hissettiğiniz duyguları, başkalarının da aynı şeyi deneyimlemesini sağlayacak bir fotoğrafa dönüştürmek.

23. Güzel Işığın Peşinden Gidin

Dış mekânda fotoğrafçılığınızı geliştirmenin en kolay yollarından biri güzel ışığın peşinden gitmektir. Bu; erken saatlerde dışarı çıkmak, geç saatlere kadar kalmak ve genel olarak sert öğle güneşinden kaçınmak anlamına gelir.

Her ne kadar sert öğle ışığı bazı açılardan ilginç sonuçlar verebilse de, ışığınız daha yumuşak ve etkileyici olduğunda harika fotoğraflar elde etmek çok daha kolay olacaktır.

Fotoğrafçılar, gün doğumundan sonraki bir saat ile gün batımından önceki bir saati “altın saat” olarak adlandırır; çünkü turuncu tonlu, yatay açıyla gelen ışık dramatik ve ilgi çekici manzaralar oluşturur. Güneşten hemen önce ya da sonra görülen “mavi saat” ışığı da oldukça etkileyici olabilir.

Öğle saatlerindeki ışık ise genellikle serttir; kontrast sorunlarına, atmosferik dalgalanmalara ve konularınız üzerinde fotoğraf çekimini zorlaştıran sert gölgelere neden olabilir. Bu nedenle, fotoğrafçılığınızı geliştirmenin en kolay yollarından biri, iyi ışıkta dışarı çıkmayı alışkanlık hâline getirmektir.

24. Sosyal Medyada Daha Az Zaman Geçirin

İnternette her gün milyonlarca fotoğraf paylaşılıyor; ancak bu paylaşımlar, nihai amacı reklamcılığı ve büyük teknoloji şirketlerinin çıkarlarını ilerletmek olan algoritmalar tarafından yönlendiriliyor. İnsanlar genellikle hızlıca kaydırıyor ve trendlere uyuyor; bu yüksek tempolu ortam ise fotoğrafçılar için çoğu zaman bunaltıcı olabiliyor. Bu durum özellikle, internetteki en popüler içerik üreticilerinin seviyesine ulaşıp ulaşamayacaklarını sorgulayan yeni başlayanlar için daha da geçerlidir.

Bu nedenle tavsiyem, sosyal medyada daha az zaman geçirmenizdir. Genellikle çok sağlıklı bir ortam değildir ve orada fazla zaman harcamak fotoğrafçılığınıza zarar verebilir. Bunun yerine fotoğraflarınızı yüz yüze ya da e-posta gibi daha geleneksel yöntemlerle birebir paylaşmayı deneyin — hatta mümkünse fiziksel posta yoluyla bile. Çoğu zaman çok daha fazla keyif aldığınızı göreceksiniz.

25. Eğlenin!

Hazır konu açılmışken — fotoğrafçılık eğlenceli olmalıdır! Profesyonel fotoğrafçıların neredeyse tamamı bu mesleği, fotoğrafçılığı sevdikleri için seçmiştir. O kıvılcımın sönmesine izin vermeyin.

Bunun bir kısmı, daha önce bahsedildiği gibi yeni şeyler denemek ve yeni beceriler öğrenmeye devam etmektir. Ancak aynı zamanda fotoğrafçılığı fazla ciddiye almamak ve ekipman tartışmalarına kapılıp asıl amaç olan fotoğrafın kendisini geri plana atmamakla da ilgilidir.

İnternette birçok insanın, kullandıkları kamera markası ya da bir başkasının yaptığı olumlu/olumsuz/yoruma dayalı inceleme yüzünden hararetli tartışmalara girdiğini görüyorum. Kimin umurunda? Tüm bunlar tam da kaçınmaya çalıştığınız şeye hizmet ediyor: Fotoğrafçılığı hayatınızdaki bir mutluluk ve keyif kaynağı olmaktan çıkarıp bir başka strese dönüştürmek.

Bunun yerine, neden fotoğraf çekmeyi sevdiğinizi düşünün. Bu anlamlıdır; harika manzaralar görmenin ve diğer yaratıcı insanlarla tanışmanın bir yoludur.

Şaşırtıcı olmayan şekilde, tanıdığım en iyi fotoğrafçılar her zaman bu işi en çok eğlenerek yapanlardır.

© photographylife


Yorum Gönder

Makalemizle ilgili düşüncelerinizi yorum olarak paylaşabilirsiniz. Yorum yapmak için kayıt olmanız gerekmemektedir.

 
Copyright © 2010 - 2021 Profesyonel Fotoğrafçılık . Tasarım: OddThemes - Yayımcı: Gooyaabi Templates - Kullanım Koşulları
DMCA.com Protection Status